Claire Dolan filmi

Claire Dolan filmi

Aralık 12th, 2011 | yazan: güncel haberler

Claire Dolan filmi

 Bir hayat kadının ‘kayboluş’tan ‘çıkış’ı aradığı üç karakterli kimlik mücadelesini merkezine alan “Claire Dolan”, Chantal Akerman ile Michelangelo Antonioni’nin geleneklerini akla getiren hafif gerilimli iskeletiyle Lodge Kerrigan’ın modern sinema hayranlığını ortaya koyuyor. Filmin yapısında röntgenci kamera, uzun planlar ve solgun renkler birinci sırayı alırken, bunların ardına da sahip, sevgili gibi karakter çözücü tiplemeler gerçekçi bir şekilde yerleştirilmiş. “Claire Dolan”, hayat kadını hikayesi anlatan yapıtların ‘kurtuluş’ amaçlarından tekinsiz bir atmosfer yaratarak kendine özgün bir yol belirlemiş.

 

Sinemada “Gündüz Güzeli”nden (“Belle de Jour”, 1967) “Hayatını Yaşamak”a (“Vivre Sa Vie”, 1962), “Fahişe”den (“Klute”, 1971) “Bir Kadının Seks Günlüğü”ne (“Diaros uno ninfomania”, 2008) uzanan geniş bir çerçevede hayat kadınlarının hikayelerinin ele alındıklarını görürüz. Bu da genelde o içerideki mafyöz yapıdan dışarı çıkma, varolma arayışı ya da hayatını idame ettirme gibi amaçlar doğrultusunda dramatik yapıda kendine özel bir yer edinir.

 

Varoluşsal çıkışını arayan üç kimlikli bir kadın

 

Lodge Kerrigan ise “Keane” (2004) ile ‘kaybolmuşluk’ meselesinden modern bir dil çıkarmasıyla bildiğimiz bir isim. Burada da ‘pahalı telefon kızlığı’ yapan Claire Dolan’ın, üç isimli kimlik mücadelesini ele almış. Karakterimizin baştan sonra varoluşsal ‘çıkış’ını aradığını derinden hissediyoruz. Lucy, Laura ile Claire arasında kimliksel sorunu gidip geliyor. Aslında esaslı arayış da oradan yükseliyor.

 

Saçının ‘kumral’ olmasının yanında ‘siyah’a meyletme yanlısı kendisi. İşin doğrusu Lodge Kerrigan bu durumu minimalist algısı yüksek ve gerilim yaratan ezgilerle hissettiriyor. Zira onun zoraki bir hayat kadının kaçış hikayesinden ziyade, ayakları üzerinde duran feminist bir bireyin varolma sürecini hedeflediği çok açık. Bu doğrultuda da ‘sahip’, ‘sevgili’ ve ‘müşteriler’ arasında sıkışan bir tipleme izliyoruz.

 

Sevgilisiyle ve müşterilerle yaşadığı seks sahnelerinin görsel ayrımı çarpıcı

 

Etrafında röntgenci kameradan vazgeçilmemesiyle erkek hakimiyetinin ‘etkisi’ni hisseden Claire, bir şekilde Lucy ile Laura’dan kurtulmak istiyor. Karakterimizin göçmen olması da tesadüf değil! Kerrigan, onun asla gerçek seks yapmadığını o sahnelerde yakın plana geçerek seyirciye hissettiriyor. Bunun yanında sevgili karakteri Elton’ı canlandıran D’Onofrio ile içine girdiği ‘sevişme sahneleri’nin orta ölçekli uzun planlarla resmedilmesi, bir bakıma yine ‘kuşkucu’ zihniyetin bir karşılığını sunuyor bizlere.

 

Claire, sürekli bir ‘kaçış’ peşinde koşarken esaslı hedefini ‘hayat kurmak’ olarak belirliyor. Aynen “Keane”de nasıl baba karakteri çocuğunun kayboluşuyla bu durumu modern bir dilsel transformasyonla yaşadıysa o da aynı konumda. Üç kimlikli olmasının bir boşluk yaratmasının yanında hayatındaki ‘artçı şokları’ sindirme çabasında bir tipleme var karşımızda.

 

Michelangelo Antonioni ile Chantal Akerman arasında

 

Bir tarafı boşluklu sokak sahneleriyle gözlemlediğimiz Claire’in, seks sahnelerinde uzun plan ve ‘etki-tepki’yi belli eden alt veya düz açı ile gösterildiği çok açık. Bu durum, onun kendini değil başka bir karakteri canlandırdığını, sonraki dönemde de bu cinsel sömürüyü rafa kaldırıp ‘yalnız’ ve ‘ayakları üzerinde duran’ birey olmaya uzanacağını anlatmaya yarıyor.

 

Nihayetinde ‘beyaz kararma açılma’ efekti aslında o noktaya gelirkenki ‘siyah’ı rafa kaldırma amaçlı. Kerrigan’ın hedefi de Antonioni’nin ‘kaybolma’dan yarattığı algıdan Chantal Akerman’ın kadın karakter güdüsüne uzanan bir portre çıkarmak. Bunun için de “Fahişe”nin geriltici ya da paranoyak atmosferi ile “Gündüz Güzeli”nin varoluşçu mücadelesini iç içe geçirdiğini itiraf edebiliriz.

 

Büyülü çerçevelerle düzenlenmiş bir yönetmenlik zekası

 

Zira Kerrigan röntgenci kameradan güç alıp mahremiyeti rafa kaldırırken, yalnızlık üzerinden de öznel bir dünya çıkarıyor karşımıza. Şimdilerde Andrea Arnold’da da gördüğümüze benzer bu evren belli ki fazlaca tutuyor. Çünkü Katrin Cartlidge’in zekası, yeteneği ve cüreti ile seks sahnesinin ‘tutkusuz’, ‘ısmarlama’ ve ‘iş için’ hali çok iyi resmediliyor. Aslında esas bambaşka bir sorun da erkek arkadaşın bu durumu öğrendikten sonra ‘çocuk yapacak kadın’ aramasıyla aynı duyguya yakın bir noktaya ulaşması.

 

“Claire Dolan”, bir kadın bireyin ayakta durması ve kimlik arayışı üzerine ‘hayat’sal sorunlarla uğraşan bir eser. Kerrigan’ın kayboluş ve varoluş sorunlarını ‘hayat kadının öznel dünyası’ üzerinden ele alması da çekici bir minimal ve tekinsiz atmosfer getiriyor. Bu bağlamda da “Keane”in üzerinde bir eser çıkıyor karşımıza. Üstelik her büyülü kamera hareketinin ve yerinin gerçek ve ruhani olduğu…

 

Ne durumda?

 

Ülkemizde festivallere dahi uğramadı. Sahibi yok. DVD’sinin çıkması için ise 13 senedir gözümüz yollarda…

 

Künye:

 

Claire Dolan

Yönetmen: Lodge Kerrigan

Oyuncular: Katrin Cartlidge, Colm Meaney, Vincent d’Onofrio, Patrick Husted, Madison Arnold

Süre: 90 dk.

Yapım yılı: 1998

 

Not: Bu bölümdeki filmler, ya uluslararası festivallerde ya da yurt dışında piyasaya çıkmış orijinal DVD’lerinden izlenerek yazılmaktadır. Bu yasal durum, diğer yazdığım filmler için de geçerlidir.

 

keremakca@haberturk.com

Posted in Sinema



Yorum Ekleyebilirsiniz...

+ =

Reklam

Kadın Haberleri

Hava Durumu

Yaşam ve İnsanlar


yabancı dizi izle